Penil plikasyon, doğuştan gelen veya sonradan gelişen penis eğriliklerini kalıcı biçimde düzeltmek amacıyla uygulanan son derece etkili bir cerrahi tedavi yöntemidir. İşlem sayesinde kıvrılan organ, tamamen doğal eksenine kavuşturulur.
Ameliyat, penisin hassas anatomik yapısına hiçbir zarar vermeden, eğriliğin tam karşısında bulunan uzun ve esnek kılıf dokusunun milimetrik dikişlerle dikkatlice katlanması prensibiyle yapılır. Böylece bükülen her iki tarafın uzunluğu birbirine eşitlenir.
Sağlıklı, sorunsuz bir cinsel yaşam bütünlüğü için uygulanan bu hassas operasyon hastanın ereksiyon kapasitesini ve damar ağını en üst düzeyde koruyan oldukça güvenilir bir düzeltici yaklaşımdır.
Kısa sürede başarıyla tamamlanan bu modern cerrahi müdahale, estetik kaygıları ve fiziksel zorlukları tamamen ortadan kaldırarak erkeklerin cinsel işlevlerini ağrısız, güvenli bir konforla sürdürmesine olanak tanır.
Penil Plikasyon Nedir ve Penis Eğriliğini Nasıl Düzeltir?
Penis eğriliğinin nasıl düzeltildiğini anlamak için öncelikle penisin iç yapısına kısaca göz atmak gerekir. Penisin gövdesinde, sertleşme sırasında içleri kanla dolarak genişleyen ve organın dikleşmesini sağlayan iki adet süngerimsi silindirik yapı mevcuttur. Bu yapıların etrafını “tunika albuginea” adı verilen oldukça sağlam, koruyucu ve esnek bir kılıf sarar. Sağlıklı bir sertleşme anında bu kılıf her yöne eşit miktarda esneyerek penisin düz bir eksende uzamasını sağlar. Ancak kılıfın bir yüzeyi yapısal olarak daha kısa kaldığında ya da sonradan gelişen sert bir doku nedeniyle esnekliğini kaybettiğinde, penis kanla dolarken o kısa tarafa doğru çekilir ve bükülür.
Bu durumu bir tarafı esnemeyen bir balonun şişirildiğinde sert kalan yöne doğru kıvrılmasına benzetmek mümkündür. Penil plikasyon cerrahisinde amaç bükülmeye neden olan kısa tarafı uzatmaya çalışmak yerine, tam karşı cephede yer alan uzun hattı cerrahi dikişlerle katlayarak iki taraf arasındaki boy farkını ortadan kaldırmaktır. Bu sayede sertleşmeyi sağlayan iç süngerimsi dokulara, kan damarlarına ve his sinirlerine en az düzeyde müdahale edilerek organın doğal aksına kavuşması hedeflenir.
Penil Plikasyon Hangi Nedenlerle Ortaya Çıkan Eğriliklerde Uygulanır?
Erkeklerde görülen penis eğrilikleri, ortaya çıkış zamanına ve altta yatan doku değişimlerine göre iki ana başlık altında incelenir. Her iki tabloda da temel sorun sertleşme sırasında ortaya çıkan asimetrik duruş olsa da doku özellikleri birbirinden farklılık gösterir. Penil plikasyon cerrahisinin gündeme gelmesine neden olan başlıca durumlar şunlardır:
- Doğuştan gelen asimetrik kılıf gelişimi
- İlerleyen yaşla beliren Peyronie plakları
- Tekrarlayan mikroskobik doku travmaları
- Cinsel birleşme esnasında yaşanan zorlanmalar
- İki yönlü karmaşık eksen sapmaları
Bazı bireylerde doğumdan itibaren var olan doku eşitsizliği gençlik yıllarında fark edilirken, bazı erkeklerde ise yıllar içinde kılıf dokusunda gelişen kireçlenme benzeri sertleşmeler sonradan eğriliğe yol açar. Sebep ne olursa olsun, eğrilik açısı cinsel yaşamı olumsuz etkilemeye başladığında penil plikasyon teknikleri etkili bir çözüm alternatifi olarak devreye girer.
Doğuştan Gelen Eğriliklerde Penil Plikasyon Ameliyatı Nasıl Bir Çözüm Sunar?
Tıp dilinde konjenital penil kurvatür olarak adlandırılan doğuştan gelen penis eğriliği, penisi saran koruyucu kılıfın anne karnındaki gelişim sürecinde orantısız büyümesinden kaynaklanır. Bu bireylerde idrar kanalının farklı bir noktaya açılması gibi ek yapısal sorunlar genellikle görülmez ve penis dokusunda sonradan oluşan sert bir plak ya da kireçlenme yoktur. Doku kalitesi ve damar yapısı son derece sağlıklıdır; yalnızca silindirlerin bir tarafı diğerine kıyasla biraz daha fazla gelişmiştir.
Çocukluk yıllarında penis boyutu küçük olduğu ve sertleşmeler henüz belirginleşmediği için bu durum çoğunlukla fark edilmez. Ancak ergenlik çağıyla birlikte hormonların etkisiyle penis hacminin artması ve gece sertleşmelerinin sıklaşması, eğriliğin görünür hale gelmesine neden olur. Çoğunlukla aşağı yönde bir bükülme izlenmekle birlikte sağa, sola veya yukarıya doğru yönelimler de yaşanabilir. Genç yetişkinlerde ciddi bir özgüven kaybına ve cinsel ilişkiden kaçınmaya yol açabilen bu tabloda, fiziksel gelişimin tamamlanmasının ardından uygulanan penil plikasyon ameliyatı oldukça yüksek oranda kalıcı düzelme sağlar.
Peyronie Hastalığında Penil Plikasyon Ne Zaman Tercih Edilir?
Peyronie hastalığı, genellikle kırklı yaşlardan sonra ortaya çıkan ve penisi saran esnek kılıf üzerinde sert, esnemeyen fibrotik plakların oluşmasıyla seyreden edinsel bir rahatsızlıktır. Cinsel ilişki sırasında fark edilmeden yaşanan küçük zorlanmaların, mikroskobik damar çatlaklarının ve normalden farklı işleyen yara iyileşme süreçlerinin bu plakları tetiklediği düşünülmektedir. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon veya el içi bağ dokusu sertleşmesi gibi durumları bulunan kişilerde bu tabloya yatkınlık biraz daha fazladır.
Peyronie hastalığında penil plikasyon kararı alınmadan önce hastalığın hangi evrede olduğunun doğru tespit edilmesi büyük önem taşır. Hastalığın ilk on iki ila on sekiz aylık dönemi, plağın henüz oluşmaya devam ettiği ve sertleşme sırasında ağrının eşlik ettiği aktif dönemdir. Bu evrede eğriliğin açısı henüz sabitlenmediği için cerrahi müdahale önerilmez; çünkü erken yapılan operasyonlarda eğriliğin yeniden oluşma ihtimali yüksektir. Penil plikasyon cerrahisi için uygun zamanlama kriterleri şunlardır:
- Ereksiyon sırasındaki ağrının tamamen geçmesi
- Plak yapısının olgunlaşıp sabit hale gelmesi
- Eğrilik açısının son aylarda değişmemesi
- Hastalığın başlangıcından itibaren yeterli süre geçmesi
Ağrının gerilediği ve şekil bozukluğunun en az üç ila altı ay boyunca sabit kaldığı kronik faza geçildiğinde, penil plikasyon ile güvenli ve öngörülebilir bir düzeltme yapılabilir.
Kimler Penil Plikasyon Ameliyatı İçin Uygun Adaydır?
Her penis eğriliği cerrahi bir müdahale gerektirmez. Hafif dereceli, ağrıya yol açmayan ve cinsel birleşmeye engel olmayan küçük açılanmalarda ameliyata ihtiyaç duyulmadan takip yapılabilir. Ancak eğrilik belirli bir sınırı aştığında hem kişinin kendisi hem de partneri için cinsel birliktelik zorlu ve ağrılı bir hal alır. Penil plikasyon ameliyatı için uygun kabul edilen hasta gruplarının özellikleri aşağıdaki gibidir:
- Otuz dereceyi aşan belirgin penis eğrilikleri
- Cinsel birleşmeyi zorlaştıran eksen bozuklukları
- Partnerde ağrıya yol açan açısal sapmalar
- Sertleşme kalitesi korunmuş olan bireyler
- Kısaltma işlemini tolere edebilecek penis boyu
- Kronik evreye ulaşmış hafif ve orta Peyronie vakaları
Aday seçiminde en belirleyici unsurlardan biri hastanın mevcut sertleşme kapasitesidir. Eğer kişide eğriliğe ek olarak ilaç tedavilerinden fayda görmeyen ileri düzeyde bir sertleşme sorunu mevcutsa, tek başına penil plikasyon yapılması cinsel işlevi geri kazandırmak için yeterli olmayabilir. Böyle durumlarda eğriliğin düzeltilmesiyle eş zamanlı olarak penil protez uygulamalarının değerlendirilmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Penil Plikasyon Öncesinde Hangi Değerlendirmeler ve Testler Yapılır?
Başarılı bir cerrahi sonuç elde edebilmek için operasyon öncesinde hastanın anatomik ve damarsal yapısının ayrıntılı biçimde incelenmesi şarttır. Değerlendirme süreci, hastanın genel sağlık geçmişinin, kullandığı ilaçların ve eğriliğin gelişim öyküsünün dinlenmesiyle başlar. Ardından yapılan fizik muayenede penisin inik haldeki boyu, doku esnekliği ve eğer varsa sert plakların yerleşim noktaları elle kontrol edilir.
Eğriliğin gerçek açısını ve sertleşme kalitesini objektif olarak görebilmek adına en sık başvurulan yöntem ise ilaçlı Penil Renkli Doppler Ultrasonografi incelemesidir. Bu test sırasında penise ince bir iğne yardımıyla damar genişletici özel bir ilaç uygulanarak muayene ortamında geçici bir sertleşme sağlanır. Penil plikasyon öncesinde uygulanan başlıca tanı ve değerlendirme adımları şunlardır:
- Ayrıntılı tıbbi ve cinsel öykü sorgulaması
- Uluslararası sertleşme işlevi değerlendirme formları
- Penis dokusunun ve plakların fiziksel muayenesi
- Farklı açılardan çekilmiş sertleşme fotoğraflarının incelenmesi
- İlaçlı Penil Renkli Doppler Ultrasonografi çekimi
- İletken damar akımlarının ve kan tutma kapasitesinin ölçümü
Bu kapsamlı haritalama sayesinde hem eğriliğin tam derecesi ve yönü ölçülür hem de peniste kum saati şeklinde incelmeler veya damarsal bir yetmezlik olup olmadığı netleştirilerek cerrahi planlama kişiye özel hale getirilir.
Penil Plikasyon Ameliyatı Öncesinde Beklentiler Nasıl Yönetilmelidir?
Cerrahi hazırlık aşamasının en değerli parçalarından biri, hasta ile gerçekleştirilen açık ve gerçekçi bilgilendirme görüşmesidir. Penis eğriliği nedeniyle başvuran pek çok kişi, ameliyat sonrasında organın cetvelle çizilmiş gibi simetrik olacağını ve boyunda hiçbir değişim yaşanmayacağını düşünebilir. Oysa insan anatomisinde cerrahi düzeltmenin temel gayesi, kozmetik açıdan milimetrik bir simetri yakalamaktan ziyade, cinsel birleşmeyi rahat, ağrısız ve sağlıklı kılacak fonksiyonel düzlüğü sağlamaktır. Tıbbi olarak on derecenin altındaki hafif açılanmalar fonksiyonel açıdan doğal ve başarılı kabul edilir.
Bunun yanı sıra işlemin çalışma prensibi uzun olan kenarı kısa kenara eşitlemek olduğu için, eğriliğin derecesine bağlı olarak penisin sertleşmiş boyunda bir miktar kısalma yaşanabileceği önceden konuşulmalıdır. Ameliyat öncesinde bu doğal mekanizmayı ve olası değişimleri net biçimde öğrenen hastaların, operasyon sonrasındaki iyileşme sürecini çok daha huzurlu geçirdikleri ve sonuçtan duydukları memnuniyetin oldukça yüksek olduğu görülmektedir.
Penil Plikasyon Cerrahisinde Hangi Yöntemler Kullanılır?
Androlojik cerrahide zaman içinde geliştirilmiş ve etkinliği kanıtlanmış farklı plikasyon yaklaşımları mevcuttur. Tüm bu yöntemlerin ortak hedefi penisin uzun olan dışbükey tarafını kısaltarak ekseni düzeltmek olsa da kılıf dokusuna müdahale etme biçimleri birbirinden ayrılır. Cerrah; eğriliğin yönüne, açısına, hastanın doku kalınlığına ve kendi klinik deneyimine göre en uygun yöntemi belirler. Penil plikasyon cerrahisinde sıklıkla tercih edilen temel teknikler şunlardır:
- Klasik doku çıkarımlı Nesbit prosedürü
- Boyuna kesi ve enine kapamalı Yachia yöntemi
- Kesi yapılmadan uygulanan 16-nokta plikasyon tekniği
- Modifiye edilmiş gömülü dikiş yaklaşımları
Bazı yöntemlerde kılıf üzerinden küçük parçalar çıkarılırken, bazılarında sadece kesiler yapılıp dikilir, daha güncel yaklaşımlarda ise hiçbir kesi yapılmadan yalnızca özel dikişlerle katlama işlemi uygulanır.
Nesbit ve Yachia Teknikleri İle Penil Plikasyon Nasıl Gerçekleştirilir?
Penis eğriliği cerrahisinin tarihsel gelişiminde ilk tanımlanan ve uzun yıllar boyunca standart kabul edilen yöntem Nesbit prosedürüdür. Bu teknikte, eğriliğin tam karşısına denk gelen uzun kılıf bölgesinden elips şeklinde küçük doku parçaları kesilerek çıkarılır. Ardından oluşan bu açıklık, sağlam ve geç eriyen ya da kalıcı dikiş materyalleri ile uca uca getirilerek dikilir. Doku fazlalığı çıkarıldığı için kılıf üzerinde bir katlantı oluşmaz ve hastanın cilt altından dikiş kabarıklığı hissetme ihtimali oldukça düşüktür. Ancak bu işlemde süngerimsi iç dokunun hemen üzerindeki kılıf kesildiği için damar ve sinir paketinin daha geniş bir alanda serbestleştirilmesi gerekir.
Yachia tekniği ise Nesbit yönteminin doku çıkarılmadan uygulanan bir uyarlamasıdır. Bu yaklaşımda kılıftan parça kesip almak yerine, uzun olan tarafta boylamasına küçük kesiler açılır ve bu kesiler yatay yönde dikilerek kapatılır. Böylece doku kaybı oluşturulmadan o bölgenin boyu kısaltılmış ve penis ekseni düzeltilmiş olur. Her iki yöntem de özellikle kalın kılıf yapısına sahip ve ileri açılı eğriliklerde güvenilir sonuçlar sunan köklü cerrahi seçeneklerdir.
Kesi Yapılmayan 16-Nokta Penil Plikasyon Ameliyatı Nasıl Uygulanır?
Son yıllarda dokuya en az düzeyde müdahale eden yaklaşımların öne çıkmasıyla birlikte kesi veya doku çıkarımı içermeyen 16-nokta penil plikasyon tekniği yaygın olarak uygulanmaya başlanmıştır. Bu yöntemde penisi saran tunika albuginea kılıfına neşterle herhangi bir kesi yapılmaz ve içerdeki kan dolu süngerimsi odacıklara hiç girilmez. Bunun yerine, eğriliğin karşı aksında simetrik olarak işaretlenen on altı veya eğriliğin durumuna göre yirmi dört noktadan özel, sağlam dikişler geçirilerek kılıf kendi üzerine katlanır.
Kılıfın kesilmemesi, ameliyat sırasındaki kanama miktarını oldukça azaltır ve sertleşmeyi sağlayan iç damar yapısının zarar görme ihtimalini en alt seviyeye indirir. Ayrıca operasyon süresi diğer açık kesi yöntemlerine kıyasla daha kısadır. İnce cilt yapısına sahip hastalarda katlanan dokunun ya da dikiş düğümlerinin dışarıdan ele gelmesini önlemek amacıyla, düğümlerin doku katmanlarının derinliklerine gizlendiği ters düğüm tekniği kullanılır. Böylece hem iç doku bütünlüğü korunur hem de konforlu bir iyileşme süreci desteklenir.
Penil Plikasyon Ameliyatı Adım Adım Nasıl Yapılır?
Ameliyat günü hastaneye gelen hasta, anestezi ekibinin kontrolünden geçtikten sonra ameliyathaneye alınır. İşlem genellikle belden aşağısının uyuşturulduğu spinal anestezi veya hastanın tamamen uyuduğu genel anestezi altında gerçekleştirilir. Ortalama kırk beş ile doksan dakika arasında süren operasyon belirli cerrahi disiplin adımlarının sırasıyla takip edilmesiyle ilerler. Penil plikasyon ameliyatı sırasında uygulanan temel cerrahi aşamalar şunlardır:
- Anestezi uygulaması ve koruyucu antibiyotik verilmesi
- İdrar yolunu korumak amacıyla geçici sonda takılması
- Sünnet hattından dairesel cilt kesisi yapılması
- Penis cildinin kök kısmına doğru sıyrılarak açılması
- Steril serum ile yapay sertleşme testi oluşturulması
- Eğrilik açısının ölçülmesi ve dikiş noktalarının işaretlenmesi
- Sinir ve damar yapılarını koruyarak dikişlerin yerleştirilmesi
- İkinci yapay sertleşme testi ile düzlüğün kontrol edilmesi
- Cilt katmanlarının estetik dikişlerle kapatılması ve bandajlama
Operasyonun en belirleyici anı, ameliyat masasında penise serum verilerek oluşturulan yapay sertleşme testidir. Bu sayede cerrah, dikişleri yerleştirdikten sonra penisin sertleştiğinde nasıl duracağını doğrudan görür. Eğer açıda ufak bir eğrilik kalmışsa aynı anda dikiş gerginliğini ayarlayarak ideal düzlüğü yakalar ve ardından cilt dokusunu eski yerine kapatarak işlemi tamamlar.
Penil Plikasyon Sonrasında Başarı Oranları ve Olası Riskler Nelerdir?
- Uygun hasta seçimi ve doğru cerrahi teknikle gerçekleştirilen penil plikasyon operasyonlarında fonksiyonel başarı oranları ve hasta memnuniyeti oldukça yüksektir. Literatür verilerine ve klinik gözlemlere bakıldığında, doğuştan gelen eğriliklerde tama yakın düzelme sağlanırken, Peyronie hastalarında da büyük oranda sağlıklı ve rahat bir cinsel birleşme kapasitesine ulaşılmaktadır. Yine de her cerrahi girişimde olduğu gibi bu işlemin de önceden bilinmesi gereken bazı olası yan etkileri ve riskleri mevcuttur. Penil plikasyon sonrasında karşılaşılabilecek olası durumlar aşağıdaki gibidir:
- Penis boyunda bir miktar kısalma yaşanması
- Cilt altında dikiş düğümlerinin ele gelmesi
- Penis başında geçici his azalması veya uyuşukluk
- Ameliyat bölgesinde geçici şişlik ve morarma
- Düşük oranda eğriliğin yeniden tekrarlaması
Penis başındaki geçici his değişimleri, ameliyat sırasında sinir paketinin korunmak amacıyla kenara çekilmesine ve doku ödemine bağlıdır; genellikle birkaç hafta ile birkaç ay içinde kendiliğinden düzelir. Kesi yapılmayan yöntemlerde süngerimsi dokular korunduğu için ameliyata bağlı yeni bir sertleşme sorunu gelişme ihtimali ise son derece düşüktür.
Penil Plikasyon Ameliyatı Sonrası Penis Boyunda Kısalma Olur mu?
Penis eğriliği cerrahisini düşünen erkeklerin zihnini en çok meşgul eden konu, işlem sonrasında penis boyunda yaşanabilecek değişimdir. Biyomekanik olarak eğri bir boruyu uzun kenarından büzerek doğrulttuğunuzda, borunun toplam uzunluğu doğal olarak kısa olan iç kenarın boyuna eşitlenir. Zaten Peyronie hastalığında sertleşen plak dokusu o kenarı büzerek bir miktar boy kaybına yol açmış durumdadır; plikasyon işlemi ise diğer tarafı bu mevcut boya uyarlar.
Bu doğrultuda, eğriliğin başlangıçtaki derecesine ve yönüne bağlı olarak ameliyat sonrasında yarım santimetre ile iki santimetre arasında değişen bir boy farkı ortaya çıkabilir. Eğrilik açısı ne kadar dar ve hafifse, boydaki değişim de o kadar az hissedilir. Önemli olan nokta, bükülme nedeniyle kullanılamayan veya ilişki sırasında şiddetli ağrıya yol açan bir organın, bu küçük uzunluk farkı karşılığında yeniden işlevsel ve sağlıklı hale gelmesidir. Üstelik iyileşme döneminde uygulanan destekleyici tedavilerle bu farkın önemli ölçüde telafi edilmesi mümkündür.
Penil Plikasyon Sonrası İyileşme Süreci Nasıl İlerler?
Operasyon tamamlandıktan sonra hastalar genellikle aynı günün akşamında veya ertesi sabah idrar sondası çıkarılarak taburcu edilir. İlk birkaç gün penis gövdesinde hafif bir sargı bulunur ve cerrahi müdahaleye bağlı olarak ciltte ödem ya da hafif morlukların görülmesi olağan karşılanır. Ağrı düzeyi çoğunlukla basit ağrı kesicilerle rahatlıkla kontrol altına alınabilecek seviyededir. Penil plikasyon sonrasında haftalara göre iyileşme takvimi genel hatlarıyla şunlardır:
İlk üç gün istirahat ve bandaj takibi
- Birinci haftada pansumanın açılması ve masa başı işe dönüş
- İkinci ve üçüncü haftalarda cilt dikişlerinin kendiliğinden erimesi
- Dördüncü haftada doku direncinin artması ve hafif yürüyüşler
- Altıncı haftada hekim kontrolüyle cinsel yaşama dönüş
Cilt kapatılırken kendiliğinden eriyen dikişler kullanıldığı için sonradan dikiş aldırma işlemine gerek kalmaz. İkinci haftadan itibaren şişlikler belirgin şekilde iner ve kişi günlük sosyal yaşamına herhangi bir kısıtlama olmadan devam edebilir.
Penil Plikasyon Ameliyatı Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Ameliyatın başarısını uzun vadede koruyabilmek için içerdeki kalıcı dikişlerin kılıf dokusuyla sağlam bir şekilde kaynaşmasına fırsat tanımak gerekir. Henüz iyileşmemiş dokuların aşırı gerilmesi, dikişlerin dokuyu kesmesine ve eğriliğin geri dönmesine yol açabilir. Bu nedenle iyileşme sürecinde hastanın bazı temel kurallara özen göstermesi beklenir. Penil plikasyon ameliyatı sonrasında dikkat edilmesi gereken başlıca kurallar şunlardır:
- Altı hafta boyunca cinsel ilişkiden uzak durulması
- İyileşme süresince mastürbasyondan kaçınılması
- İlk günlerde yara yerinin kuru ve temiz tutulması
- İlk iki hafta ağır spor ve yük kaldırmaktan kaçınılması
- Ödemi azaltmak için penis pozisyonunun yukarı doğru desteklenmesi
- Reçete edilen ilaçların düzenli şekilde kullanılması
Özellikle genç hastalarda uyku sırasında gelişen istemsiz gece sertleşmeleri ilk haftalarda dikiş hattında gerginlik ve sızlama yaratabilir. Hekim kontrolünde verilen uygun tedavilerle bu süreç rahatlatılır ve dokuların zorlanmadan sağlıklı biçimde iyileşmesi desteklenir.
Penil Plikasyon Sonrası Androlojik Rehabilitasyon Nasıl Yapılır?
Modern androloji yaklaşımında cerrahi işlem yalnızca ameliyathanede bitmez; operasyon sonrasında dokunun kalitesini artırmak ve boyunu korumak için uygulanan rehabilitasyon süreci de tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Özellikle Peyronie hastalığı nedeniyle ameliyat olan kişilerde, cilt yarasının toparlandığı ikinci veya üçüncü haftadan itibaren özel bir destek programı başlatılabilir. Penil plikasyon sonrasında uygulanan androlojik rehabilitasyon yöntemleri aşağıdaki gibidir:
- Düşük dozlu günlük kan akımı artırıcı ilaç tedavileri
- Gece dokuların oksijenlenmesini destekleyen medikal uygulamalar
- Penil traksiyon cihazları ile kontrollü germe egzersizleri
- Dokulardaki büzüşmeyi önleyen mekanik esnetme protokolleri
Gece yatarken alınan düşük dozlu damar genişletici ilaçlar, penisin iç dokularına giden temiz kan ve oksijen miktarını artırarak hücresel iyileşmeyi hızlandırır. Eş zamanlı olarak kullanılan ve penise dışarıdan hafif, kontrollü bir germe kuvveti uygulayan penil traksiyon cihazları ise iyileşmekte olan kılıf dokusunun büzüşmesini engeller. Gün içinde belirli saatlerde düzenli olarak uygulanan bu traksiyon terapisi sayesinde, ameliyatın doğası gereği yaşanabilecek boy kaybının önüne geçilmesi ve hatta bir buçuk santimetreye varan uzunluk kazanımlarının elde edilmesi mümkün olabilmektedir. Hekim ve hastanın iş birliğiyle yürütülen bu bütüncül süreç hem fiziksel hem de psikolojik açıdan tatmin edici bir cinsel yaşama güvenle adım atılmasını sağlar.

Üroloji Doktoru Haluk Söylemez, ilk ve orta öğrenimini Malatya’da, lise öğrenimini ise Sivas Fen Lisesi’nde tamamlamıştır. Tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde alarak 2001 yılında mezun olmuştur. Aynı yıl girdiği Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ile İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine başlamış ve 2006 yılı sonunda üroloji uzmanı unvanını almıştır.
Uzmanlık sonrası devlet hizmet yükümlülüğü kapsamında Ergani Devlet Hastanesi’nde göreve başlamış; daha sonra İzmir Asker Hastanesi’nde askerlik görevini tamamlamıştır. 2010 yılında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda akademik kariyerine başlamış ve 2013 yılında Doçent unvanını kazanmıştır.
