Mikro TESE, menisinde sperm hücresi bulunmayan erkeklerde, doğrudan testis dokusundan mikroskobik düzeyde arama yapılarak canlı sperm elde edilmesini sağlayan ileri cerrahi bir işlemdir. Yöntem testis içindeki gizli üretim odaklarını hedefler.

Ameliyat, genel anestezi altında testis torbasına açılan küçük bir kesi üzerinden özenle yapılır. Testisi saran koruyucu kılıf açılarak, içerideki doku yüksek büyütmeli cerrahi mikroskop altında incelemeye alınır.

Mikroskobun sağladığı net görüntü sayesinde, sperm üretiminin devam ettiği düşünülen dolgun kanalcıklar hassas mikro aletlerle seçilir. Bu diseksiyon sırasında testisin doğal kanlanmasına zarar vermemeye büyük özen gösterilir.

Toplanan milimetrik doku parçaları eş zamanlı olarak laboratuvara gönderilir. Ayrıştırılan tüplerin içinden çıkarılan üreme hücreleri, mikroenjeksiyon aşamasıyla tüp bebek tedavisinde kullanılarak döllenme sürecine dahil edilir.

Mikro TESE ameliyatı nedir ve hangi durumlarda gündeme gelir?

Çocuk sahibi olmak için başvurulan tıbbi süreçlerde ilk bakılan testlerin başında semen analizi yani spermiogram gelir. Bazı erkeklerde verilen örnek santrifüj adı verilen özel cihazlarla hızlıca döndürülüp çökeltisi en ince ayrıntısına kadar incelense bile tek bir sperm hücresi dahi görülmeyebilir. Tıp dilinde azoospermi olarak adlandırılan bu tablo genel erkek nüfusunun yaklaşık yüzde biri ila üçünde görülürken, çocuk sahibi olamama nedeniyle değerlendirilen erkeklerin ortalama yüzde on ila on beşinde karşımıza çıkar.

Azoospermi tablosu temelde iki farklı nedene dayanır. İlk grupta testislerde sperm üretimi normal seyrinde devam eder ancak üretilen hücreleri dışarıya taşıyan kanallarda doğuştan ya da sonradan gelişen bir tıkanıklık vardır. İkinci ve daha sık karşılaşılan grupta ise kanallar açık olmasına rağmen doğrudan üretim merkezinde yani testis dokusunda bir yavaşlama veya duraklama söz konusudur. İşte Mikro TESE ameliyatı üretim kaynaklı bu ikinci gruptaki hastaların biyolojik olarak baba olabilme şansını yakalaması için geliştirilmiş güncel bir cerrahi yaklaşımdır.

Tıkanıklığa bağlı olmayan azoospermide Mikro TESE ameliyatı neden tercih edilir?

Menisinde sperm bulunmayan erkeklerin yaklaşık yüzde seksen ila seksen beşinde sorun kanallardaki bir engelden değil testis içindeki üretimin yetersizliğinden kaynaklanır. Tıkanıklığa bağlı olmayan azoospermi denilen bu durumu üretimi büyük ölçüde durmuş geniş bir meyve bahçesine benzetmek mümkündür. Bahçeye uzaktan bakıldığında ağaçların çoğu kurumuş gibi görünse de bahçenin iç kısımlarında, kıyıda köşede kalmış birkaç ağacın hala meyve vermeye devam etmesi şaşırtıcı değildir. Testis dokusu da tıpkı bu bahçe gibi davranır; genel üretim aksamış olsa bile dokunun derinliklerinde küçük adacıklar halinde sperm üretimi yapan odaklar varlığını sürdürebilir.

İlk kez 1999 yılında Schlegel tarafından tıp dünyasına tanıtılan Mikro TESE ameliyatı rastgele parça almak yerine doğrudan bu küçük ve verimli adacıkları bulma mantığına dayanır. Yüksek optik büyütme sağlayan ameliyat mikroskobu sayesinde, testisin hassas damar ağına zarar vermeden ve gereksiz doku kaybına yol açmadan sadece dolgun görünen üretime elverişli tüpler seçilir. Buradan alınan hücreler, mikroenjeksiyon adı verilen yöntemle anne adayından toplanan yumurtalarla birleştirilerek tüp bebek sürecinin ilerlemesine olanak tanır.

Mikro TESE ameliyatı öncesinde hangi tetkikler ve muayeneler yapılır?

Cerrahi bir müdahaleye karar vermeden önce hastanın genel üreme sağlığı detaylı bir süzgeçten geçirilir. Buradaki temel amaç doğru teşhisi koymak, işlem öncesinde başarı olasılığını değerlendirmek ve hastayı gereksiz bir operasyondan korumaktır. İlk adım olarak farklı zamanlarda en az iki kez tekrarlanan ve çökeltisi detaylıca taranan meni testleriyle tablonun doğruluğu teyit edilir. Ardından detaylı bir fiziksel muayene yapılarak testislerin hacmi orşidometre denilen özel bir ölçüm aracıyla belirlenir, sperm taşıyıcı kanalların ve epididim yapısının varlığı kontrol edilir.

Mikro TESE ameliyatı öncesinde uygulanan başlıca tanı ve değerlendirme adımları şunlardır:

  • En az iki farklı tarihte yapılan santrifüjlü semen analizi
  • Testis hacmini ölçmeye yarayan fiziksel orşidometre muayenesi
  • Sperm kanalları ve epididim anatomisinin elle kontrolü
  • Sabah aç karnına verilen kanda üreme hormonları taraması
  • Periferik kandan bakılan kromozom ve genetik yapı analizleri
  • Gerekli görülen hallerde skrotal ultrasonografi incelemesi

Kriptozoospermi hastalarında Mikro TESE ameliyatı sabahı neden taze örnek istenir?

Bazı erkeklerde sperm üretimi oldukça düşük bir seviyede devam eder ve yapılan testlerin birinde birkaç adet hücre görülürken, bir sonraki testte hiç hücre çıkmayabilir. Zaman zaman çok nadir sperm çıkışının gözlendiği bu dalgalı duruma kriptozoospermi adı verilir. Bu gruptaki hastalarda testis içindeki üretim sınırda olduğu için cerrahi planlama yapılırken çok dikkatli hareket edilir.

Kriptozoospermi öyküsü bulunan hastalardan, planlanan Mikro TESE ameliyatı sabahında henüz anestezi verilmeden önce taze bir meni örneği vermeleri istenir. Laboratuvar ekibi bu taze örneği titizlikle tarar. Eğer o gün verilen örnekte tüp bebek işlemi için kullanılabilecek canlı ve uygun yapıda sperm hücreleri yakalanırsa, cerrahi işleme gerek kalmadan süreç bu hücrelerle tamamlanabilir. Böylece hasta cerrahi bir kesiden ve iyileşme sürecinden korunmuş olur.

Mikro TESE ameliyatı öncesinde hormon testleri nasıl bir yol gösterir?

Testislerin hem erkeklik hormonu hem de sperm üretebilmesi, beyindeki hipofiz bezinden salgılanan uyarıcı hormonların dengeli çalışmasına bağlıdır. Beyin, testislere düzenli olarak sinyaller gönderir ve üretimin devam etmesini ister. Eğer testis dokusunda yapısal bir yorulma varsa ve üretim yavaşlamışsa, beyin sesini duyurabilmek için bu uyarıcı hormonların miktarını artırır. Bu nedenle yapılan kan testlerinde FSH veya LH gibi hormonların normalden yüksek çıkması, aslında testis dokusunun zorlandığını gösteren dolaylı bir işarettir.

Bununla birlikte kanda FSH değerinin yüksek saptanması testis içinde küçük üretim adacıklarının bulunmadığı anlamına gelmez. Yani yüksek FSH düzeyi Mikro TESE ameliyatı yapılmasına engel bir durum oluşturmaz. Öte yandan muayene ve kan tahlillerinde belirgin bir hormon düşüklüğü yani hipogonadizm saptanan bazı hastalarda, işlemden önce birkaç aylık ilaç ve hormon düzenleyici protokoller uygulanarak dokunun cerrahiye hazırlanması gündeme gelebilir.

Mikro TESE ameliyatı öncesinde kanda incelenen temel hormonlar aşağıdaki gibidir:

  • Folikül Uyarıcı Hormon (FSH)
  • Luteinizan Hormon (LH)
  • Total Testosteron
  • Prolaktin
  • İhtiyaç halinde Estradiol ve Tiroid hormonları

Genetik tarama sonuçları Mikro TESE ameliyatı kararını nasıl etkiler?

Erkek üreme hücrelerinin üretimi, genetik kodlarımızdaki çok özel bölgeler tarafından yönetilir. Özellikle erkekliği belirleyen Y kromozomu üzerinde, sperm üretiminin başlamasını ve olgunlaşmasını kontrol eden AZF (Azoospermi Faktörü) isimli kritik bölgeler bulunur. Cerrahi karar alınmadan önce hastadan alınan kan örneğiyle hem genel kromozom haritasına (karyotip analizi) hem de bu Y kromozomu üzerindeki olası parça kopmalarına (mikrodelesyonlara) mutlaka bakılır.

Genetik testin sonucu, cerrahinin sınırlarını çizen en önemli pusuladır. Çünkü Y kromozomunun AZFa veya AZFb olarak adlandırılan bölgelerinde tam bir silinme yani delesyon saptanırsa, bu durum testislerde kök hücrelerin hiç bulunmadığını (Sertoli-cell-only) ya da hücrelerin olgunlaşma aşamasında takılıp kaldığını (matürasyon arresti) gösterir. Mevcut tıbbi veriler ışığında, tam AZFa veya tam AZFb kaybı olan olgularda sperm bulma beklentisi bulunmadığından, bu kişilere boş yere Mikro TESE ameliyatı yapılması önerilmez.

Mikro TESE ameliyatı kararını doğrudan şekillendiren genetik incelemeler ve tablolar şunlardır:

  • Periferik kan karyotip analizi
  • Y kromozomu AZFa bölgesi taraması
  • Y kromozomu AZFb bölgesi taraması
  • Y kromozomu AZFc bölgesi taraması
  • Klinefelter sendromu araştırması

Klinefelter sendromu ve farklı genetik tablolarda Mikro TESE ameliyatı ile sperm bulunabilir mi?

Genetik sonuçlarda karşılaşılan her bulgu olumsuz anlam taşımaz. Örneğin Y kromozomu üzerindeki eksiklik eğer AZFc bölgesinde ortaya çıkmışsa, tablo çok daha umut vericidir. En sık rastlanan genetik kayıp türü olan AZFc delesyonlarında, testis içindeki bazı tüplerde hala üretim devam edebildiği için Mikro TESE ameliyatı ile ortalama yüzde elli civarında sperm elde etme şansı mevcuttur.

Benzer şekilde erkeklerde en sık görülen kromozom anomalisi olan Klinefelter sendromu (47,XXY) durumunda da mikrocerrahi yöntemler önemli bir kapı aralar. Bu sendroma sahip erkeklerde testis hacimleri normalden oldukça küçük olmasına rağmen, testis boyutundan bağımsız olarak uygulanan dikkatli bir mikrodisseksiyon sayesinde yüzde otuz ila yüzde elli oranında canlı hücre bulunabilmektedir. Nedeni aydınlatılamayan (idiyopatik) azoospermi vakalarında veya çocukluk çağında inmemiş testis (kriptorşidizm) öyküsü bulunan erkeklerde ise bu oran yüzde otuz beş ile yüzde altmış seviyelerine kadar çıkabilmektedir.

Mikro TESE ameliyatı hazırlık sürecinde hastaların dikkat etmesi gerekenler nelerdir?

Cerrahi gününe fiziksel ve zihinsel olarak rahat girmek, hem anestezi sürecinin hem de ameliyat sonrası toparlanmanın daha konforlu geçmesine katkıda bulunur. İşlem genel anestezi altında planlandığı için hastanın ameliyattan önceki gece belirli bir saatten sonra yeme ve içmeyi kesmesi gerekir. Ayrıca kan sulandırıcı özelliği olan ilaçlar veya bitkisel takviyeler kullanılıyorsa, bunların ameliyat sırasında küçük sızıntılara yol açmaması adına hekim kontrolünde önceden bırakılması önem taşır.

Mikro TESE ameliyatı öncesinde hastaların uyması önerilen temel hazırlık kuralları şunlardır:

  • Anestezi için en az sekiz saatlik açlık ve susuzluk süresi
  • Kan sulandırıcı ilaçların hekim bilgisi dahilinde kesilmesi
  • İşlem bölgesinin hijyenik hazırlığı
  • Rahat ve bol kıyafetlerin tercih edilmesi
  • Taburculuk süreci için bir refakatçi planlanması
  • Sigara ve alkol tüketiminden uzak durulması

Mikro TESE ameliyatı nasıl yapılır ve ne kadar sürer?

Mikro TESE ameliyatı cerrahın mikroskobik düzeyde büyük bir sabırla çalıştığı, dokuya saygılı ve titiz bir operasyondur. Cerrahın milimetrik tüpler üzerinde çalışırken hastanın en ufak bir hareket dahi yapmaması ve ağrı hissetmemesi için işlem standart olarak genel anestezi altında gerçekleştirilir. Dokunun yapısına ve ilk bakılan alanlarda hücre bulunup bulunmamasına göre operasyonun süresi ortalama bir buçuk saat ile üç saat arasında değişkenlik gösterir.

İşlem başladığında, skrotumun yani testis torbasının tam ortasındaki doğal birleşme çizgisi (mediyan raphe) üzerinden yaklaşık iki ila üç santimetrelik küçük bir kesi yapılır. Bu tek kesi, ikinci bir yara açmaya gerek kalmadan her iki testise de ulaşabilme imkanı tanır. Ameliyat öncesi yapılan muayene bulgularına göre öncelikle hacmi daha geniş olan veya yapısal olarak daha elverişli görünen testis dışarıya alınır. Testisi saran sert koruyucu kılıf (tunika albuginea), testisin orta hattından çevresinin yaklaşık dörtte üçünü saracak şekilde yatay olarak açılır. Böylece testisin hem üst hem de alt kutuplarındaki doku odacıkları geniş ve net bir görüş alanına kavuşturulur.

Mikro TESE ameliyatı sırasında cerrahi mikroskop nasıl bir avantaj sağlar?

Testis kılıfı açıldıktan sonra ameliyat sahasına yüksek çözünürlüklü cerrahi mikroskop yaklaştırılır ve doku on ila yirmi beş kat arasında büyütülerek taranmaya başlanır. Çıplak gözle bakıldığında birbirinin aynısı gibi duran yüzlerce ince tüp (seminifer tübüller), mikroskop altında çok farklı özellikler sergiler. Cerrah, mikro-penset ve mikro-makas adı verilen çok ince aletlerle testisin doğal bölmeleri boyunca ilerleyerek dokuyu nazikçe aralar.

Üretimin olmadığı, sertleşmiş veya hücre kaybına uğramış tüpler mikroskop altında ince, sönük, büzüşmüş ve yarı şeffaf bir görünümde izlenir. Bu sönük alanlardan parça alınması hastaya bir fayda sağlamayacağı için bu bölgelere dokunulmaz. Bunun yerine çevre dokuya kıyasla daha geniş, dolgun, opak ve fildişi ya da krem renginde parlayan tüpler aranır. Çünkü bir tüpün dolgun ve opak görünmesi, içinde hala aktif hücre üretiminin sürdüğünü gösteren en değerli fiziksel işarettir.

Mikro TESE ameliyatı sırasında mikroskop altında aranan sağlıklı tübüllerin özellikleri şunlardır:

  • Çevre tüplere göre daha geniş çaplı görünüm
  • Dolgun ve gergin yapısal form
  • Işığı geçirmeyen opak doku karakteri
  • Fildişi veya krem rengine çalan ton
  • Büzüşmemiş ve hyalinize olmamış duvar yapısı

Mikro TESE ameliyatı esnasında testis damarları nasıl korunur?

Testis, kanlanması oldukça hassas olan ve kılıfın hemen altından geçen ince atardamarlarla beslenen bir organdır. Eğer cerrahi sırasında bu ana damar dalları veya dokunun derinliklerine inen kılcal damarlar zedelenirse, testisin beslenmesi bozulabilir ve ilerleyen aylarda dokuda küçülme yaşanabilir. Mikro TESE ameliyatı sırasında kullanılan yüksek mikroskobik büyütme, cerrahın bu ince damar ağını net bir şekilde görmesine ve kesilerini damarların arasından güvenle yapmasına yardımcı olur.

İşlem boyunca oluşabilecek çok küçük kılcal sızıntıları durdurmak için de özel bir hassasiyet gösterilir. Klasik ameliyatlarda kullanılan ve çevresine yüksek ısı yayarak doku hasarına (termal nekroz) yol açabilen monopolar koter cihazları bu işlemde tercih edilmez. Onun yerine sadece kanayan noktanın ucuna etki eden, çevre dokuyu ve komşu tüpleri yakmayan ince uçlu mikro-bipolar koter yardımıyla noktasal kanama kontrolü sağlanır. Bu sayede kalan testis dokusunun kan dolaşımı ve canlılığı büyük oranda korunmuş olur.

Mikro TESE ameliyatı yapılırken embriyoloji laboratuvarı nasıl bir rol üstlenir?

Bu operasyon cerrahi ekip ile embriyoloji laboratuvarının eş zamanlı ve uyumlu çalışmasına dayanan bir ekip işidir. Cerrahın mikroskop altında seçip çıkardığı milimetrik tüp parçaları, kurumasını ve zarar görmesini önleyen özel kültür sıvıları (vasat) içindeki kaplara konulur ve anında ameliyathanede hazır bekleyen embriyoloji uzmanlarına verilir.

Embriyologlar, teslim aldıkları bu minik doku parçalarını steril camlar üzerinde mekanik yöntemlerle çok ince bir şekilde ayrıştırarak tüplerin içini açar. Ardından inverted mikroskop adı verilen gelişmiş laboratuvar mikroskopları altında hücre taraması yapılır. Eğer ilk bakılan örneklerde tüp bebek işlemi için yeterli sayıda ve uygun yapıda canlı sperm hücresi görülürse, embriyolog cerraha haber verir ve ameliyat daha fazla doku aranmadan sonlandırılır. İlk testisin tüm bölmeleri tarandığı halde hücre bulunamazsa, aynı kesi üzerinden diğer testise geçilerek aynı titiz tarama orada da tekrarlanır. Nadir durumlarda olgun sperm çıkmayıp sadece öncül yuvarlak hücreler (spermatid) görülürse, seçilmiş vakalarda ROSI adı verilen yuvarlak hücre enjeksiyonu yöntemi bir seçenek olarak değerlendirilebilir. İşlem bittiğinde testisin koruyucu kılıfı çok ince monofilaman dikişlerle kapatılır ve cilt katmanları anatomik yapısına uygun biçimde onarılır.

Mikro TESE ameliyatı ile klasik TESE ve TESA yöntemleri arasındaki farklar nelerdir?

Geçmiş yıllarda mikroskop kullanılmadan yapılan klasik TESE işlemlerinde, testis kılıfı üzerinden rastgele kesiler açılarak çıplak gözle büyük doku parçaları (makrobiyopsiler) alınırdı. Ancak körlemesine yapılan bu işlemde hem küçük üretim adacıklarını yakalama şansı düşüktü hem de fazladan doku çıkarıldığı için testis içinde kan toplanması (hematom), damar hasarı ve doku kaybı riski oldukça yüksekti.

Benzer şekilde dışarıdan cilt üzerinden iğne batırılarak sıvı ve doku çekilmesi esasına dayanan TESA (perkütan iğne aspirasyonu) yöntemi de sadece üretimin normal olduğu tıkanıklık vakalarında işe yarar. Üretim bozukluğu olan bir testiste dışarıdan rastgele batırılan bir iğnenin, içerideki nadir üretim odaklarına denk gelme ihtimali son derece zayıftır. Oysa Mikro TESE ameliyatı doğrudan hedefe yönelik milimetrik örnekleme yaptığı için klasik yönteme oranla testis dokusunda yetmiş kata kadar daha az doku kaybına neden olur. Böylece hem sperm bulma olasılığı yükselir hem de testosteron üreten Leydig hücrelerinin rezervi büyük ölçüde korunur.

Klasik biyopsi ve iğne yöntemlerine kıyasla Mikro TESE ameliyatı ile elde edilen temel kazanımlar şunlardır:

  • Yüksek optik büyütme altında doğrudan hedef odaklı tarama
  • Yetmiş kata kadar daha az parankimal doku kaybı
  • Testis içi atardamarların ve kılcal ağın görülerek korunması
  • İşlem sonrası kanama ve hematom riskinin azalması
  • Hormon üreten Leydig hücrelerinin daha az etkilenmesi
  • Üretim bozukluğuna bağlı vakalarda daha yüksek hücre bulma oranı

Mikro TESE ameliyatı sonrası hastaneden çıkış ve ilk günler nasıl geçer?

İleri bir mikrocerrahi teknik uygulanmasına karşın Mikro TESE ameliyatı günübirlik cerrahi standartlarında gerçekleştirilen bir işlemdir. Operasyon tamamlandıktan sonra hasta, derlenme ve gözlem ünitesinde yaklaşık iki ila dört saat boyunca takip edilir. Anestezinin etkisi dağılıp genel durumu stabil hale geldiğinde, hastanın hastanede gece yatmasına gerek kalmadan aynı gün taburcu işlemleri yapılır.

Genel anestezi ilaçlarının dikkati dağıtıcı etkisi gün boyu sürebileceği için, hastaların taburcu olurken kesinlikle motorlu araç kullanmamaları ve hastaneden bir refakatçi eşliğinde ayrılmaları gerekir. İşlem sırasında alınan örneklerin laboratuvar incelemesi de aynı gün içinde tamamlandığından, çiftler hastaneden ayrılmadan veya aynı günün akşamında sperm bulunup bulunmadığı bilgisini hekimlerinden öğrenebilirler.

Mikro TESE ameliyatı sonrasında evde iyileşme sürecinde nelere dikkat edilmelidir?

Operasyon sonrasındaki ilk günlerde skrotum bölgesinin sabit tutulması ve yerçekimine bağlı sallanma hareketlerinin önlenmesi, ağrıyı ve şişliği azaltan en önemli faktördür. Bu amaçla hastaya ameliyat bitiminde özel bir skrotal süspansuar (askılı külot) ya da vücudu saran sıkı, esnek bir iç çamaşırı giydirilir. Bu destekleyici çamaşırın yedi ila on gün boyunca gece gündüz düzenli kullanılması, dokuda ödem ve sızıntı gelişimini önemli ölçüde sınırlandırır.

Evdeki ilk kırk sekiz saatlik sürecin dinlenerek geçirilmesi tavsiye edilir. İki günün sonunda cerrahi pansuman yenilenir ve yara yerinin temiz tutulması koşuluyla hastanın ayakta ılık duş almasına izin verilir. Cilt kapatılırken kendiliğinden eriyen dikiş materyalleri kullanıldığı için daha sonra dikiş aldırma işlemine gerek duyulmaz. Ancak içerideki onarımın sarsılmaması adına hastaların bir ila iki hafta boyunca ağır kaldırmaktan, yorucu sporlardan ve cinsel aktiviteden uzak durması gerekir.

Mikro TESE ameliyatı sonrası iyileşme döneminde uyulması önerilen kurallar aşağıdaki gibidir:

  • İlk kırk sekiz saat boyunca ev istirahati yapılması
  • Destekleyici sıkı iç çamaşırının yedi ila on gün kullanılması
  • Kırk sekiz saat dolmadan banyo yapılmaması
  • Hekimin reçete ettiği ağrı kesici ve antibiyotiklerin düzenli alınması
  • En az bir ila iki hafta ağır egzersiz ve spordan kaçınılması
  • İyileşme tamamlanana kadar bir ila iki hafta cinsel perhiz uygulanması

Mikro TESE ameliyatı sonrasında olası yan etkiler ve hormon değişimleri nelerdir?

Ameliyat mikroskobu altında yapılan özenli diseksiyon ve noktasal kanama kontrolü sayesinde bu işlem sonrasında ciddi cerrahi sorunlarla karşılaşma ihtimali oldukça düşüktür. Yara yerinde kızarıklık, enfeksiyon veya cilt altında küçük kan birikmeleri (hematom) gibi durumlar ortalama yüzde bir ila üç civarında görülür ve çoğunlukla basit ilaç tedavileriyle ve istirahatle kendiliğinden geriler.

Hastaların en çok merak ettiği konulardan biri de ameliyattan sonra erkeklik hormonu olan testosteronun düşüp düşmeyeceğidir. Testis dokusu içinde yapılan arama işlemi nedeniyle, operasyonu takip eden ilk haftalarda ve aylarda hormon üreten Leydig hücrelerinde geçici bir yorgunluk ve kandaki testosteron değerlerinde hafif dalgalanmalar yaşanabilir. Ancak Mikro TESE ameliyatı dokuyu koruyan bir yaklaşımla yapıldığı için, vücudun hormon dengesi genellikle altı ila on iki ay içerisinde ameliyat öncesi kendi başlangıç seviyesine geri döner.

Mikro TESE ameliyatı sonrasında nadir görülse de doktora bilgi verilmesini gerektiren belirtiler şunlardır:

  • Dikiş hattında giderek artan kızarıklık ve ısı artışı
  • Yara yerinden gelen sarı veya kötü kokulu akıntı
  • Testis torbasında ani gelişen belirgin şişlik ve sertlik
  • Ağrı kesicilerle hafiflemeyen şiddetli zonklayıcı ağrı
  • Otuz sekiz dereceyi aşan yüksek ateş

Mikro TESE ameliyatı ile sperm bulma ve tüp bebekte gebelik oranları nasıldır?

Tıkanıklığa bağlı olmayan üretim kaynaklı azoospermi vakalarında, Mikro TESE ameliyatı ile canlı sperm hücresi bulabilme oranları genel serilerde yüzde kırk ile yüzde altmış üç aralığında seyretmektedir. Daha önce yapılmış biyopsilerdeki doku derecelendirmeleri (Johnsen skoru), üretimin azalmış olması (hipospermatogenez) veya duraklama noktaları başarı beklentisi hakkında fikir verse de en zorlu kabul edilen Sertoli-cell-only tablolarında dahi mikroskop altında küçük üretim adacıklarına rastlanabilmektedir. Üstelik yapılan kapsamlı klinik çalışmalar; erkeğin yaşının, ne kadar süredir çocuk sahibi olamadığının veya testis hacminin küçük olmasının tek başına başarıyı sıfırlayan birer engel olmadığını ortaya koymaktadır.

Operasyon sırasında bulunan canlı ve morfolojik olarak uygun hücreler, tüp bebek laboratuvarında mikroenjeksiyon (ICSI) işleminde kullanıldığında, klinik gebelik oranları ortalama yüzde otuz ila yüzde kırk bandında gerçekleşmektedir. Eğer ameliyatta o günkü işlem için gerekenden daha fazla sayıda hücre bulunursa, kalan örnekler ileride tekrar ameliyat olmaya gerek kalmaması adına dondurularak (kriyoprezervasyon) saklanır. Dondurulup çözülme aşamasında hücrelerin yaklaşık yüzde otuz ila kırkında canlılık kaybı yaşanabileceği bilindiğinden, bulunan dokular tek bir tüp yerine birden fazla payete bölünerek dondurulur ve sonraki tüp bebek denemeleri güvence altına alınmaya çalışılır.

Başarısız denemelerden sonra tekrar Mikro TESE ameliyatı yapılabilir mi?

İlk cerrahi girişimde hücre bulunamayan hastalarda ikinci bir operasyonun fayda sağlayıp sağlamayacağı, ilk işlemin hangi teknikle ve nasıl bir merkezde yapıldığına göre değerlendirilir. Eğer hastaya geçmişte mikroskop kullanılmadan, çıplak gözle klasik TESE biyopsisi yapılmış ve hücre bulunamamışsa, kurtarma (salvage) amacıyla yapılacak bir Mikro TESE ameliyatı ile yüzde yirmi beş ila yüzde kırk dört oranında sperm bulma şansı doğabilir. Çünkü çıplak gözle yapılan rastgele biyopsilerin derinlerdeki küçük üretim odaklarını atlama ihtimali oldukça yüksektir.

Buna karşılık, ilk operasyonu zaten deneyimli bir ekip tarafından ameliyat mikroskobu altında gerçekleştirilmiş ve tüm odacıkları taranmasına rağmen hücre çıkmamış hastalarda, ikinci bir Mikro TESE ameliyatı uygulandığında başarı oranı yüzde altı ila yüzde on seviyelerine kadar gerilemektedir. Bu nedenle daha önce mikrocerrahi geçirmiş hastalarda tekrar ameliyat kararı çok seçici verilmeli ve öncesinde olası hormonal destekler titizlikle değerlendirilmelidir. Ayrıca hangi yöntemle yapılmış olursa olsun, iki testis cerrahisi arasında en az altı aylık bir dinlenme süresinin bırakılması temel bir biyolojik kuraldır. Bu altı aylık bekleme süresi; doku içindeki ödemin dağılması, kılcal damar dolaşımının kendini onarması ve testisin kanlanmasının doğal dengesine kavuşması için büyük önem taşır.

Tekrarlayan Mikro TESE ameliyatı planlanırken göz önünde bulundurulan başlıca kriterler şunlardır:

  • İlk ameliyatın mikroskop altında yapılıp yapılmadığı
  • Önceki operasyondan elde edilen patoloji ve embriyoloji raporları
  • İki cerrahi işlem arasında en az altı ay geçmiş olması
  • Güncel FSH ve total testosteron değerlerinin durumu
  • Ameliyat öncesi medikal hormon tedavisine uygunluk
  • Kadının yaşı ve yumurta rezervinin güncel kapasitesi
Güncellenme Tarihi: 26.10.2026

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *